Açılara Göre Üçgenler: Hayatın Geometrisi
Bazen bir an gelir, öyle bir an ki, her şeyin şekli değişir. Gözlerimizin önünde, dünya yeni bir açıya sahip olur. O an, hayatı anlamaya çalıştığınızda bir üçgen gibi hissedersiniz; keskin açılar, dik açıların verdiği sertlik, sivri köşelerde bıçak gibi acılar… Ama bazı üçgenler vardır, ki belki de en çok bu açıları anlatır: açılara göre üçgenler. Belki de hayatın en beklenmedik anlarında, bu geometrik kavramlar kadar basit ve keskindir yaşadıklarımız.
O An, O Üçgen
Geçen yaz Kayseri’de, bir öğle vakti, sokak lambalarının gölgesinde yürürken, hayatımın en şaşırtıcı üçgeniyle karşılaştım. Caddelerde insanların adımları, trafikteki arabaların korna sesleri, hepsi bana çok uzak görünüyordu. Fakat ben, bir anda tam karşımda bir üçgenin tüm açılarında sıkışıp kaldım.
O üçgen, o an, tam olarak ne hissettiğimi anlatmak için en doğru şekildi. Üçüncü sınıf geometri kitabındaki, “açılara göre üçgenler” sorusu gibi bir şeydi. Ama bu sefer ben cevabımı bulamamıştım. Şimdi, üçgenin her bir kenarını düşündükçe, o günü hatırlıyorum.
Birinci Açı: Dik Üçgenin Beklentisi
O gün, tıpkı dik üçgen gibi hissettim. Her şeyin düzgün ve net olması gerektiği anlarda bir şeylerin ters gitmesi… Dik üçgenin o sert köşesi gibi, hayatımda bir eksiklik vardı. Bunu fark ettiğimde biraz korkmuştum. Kendi içimde bir anlam arayışı vardı ama hiç bir şeyin netliğini bulamıyordum. Hayatın, beklediğimiz gibi olmaması, her şeyi köşelerinin keskinliğinde görmemi sağlıyordu. Ne kadar düz bir çizgi, ne kadar kısa bir mesafe istesem de, bir şekilde hep keskin bir açıdan bakıyordum dünyaya.
O gün, bir arkadaşım vardı yanımda, sohbet ederken içimi dökmek istedim ama bir şeyler eksikti. O üçgenin köşelerinin keskinliği, kelimelerin ağzımdan çıkmasına engel oluyordu. Geometri gibi, net bir açıklama bekliyordum ama gerçek dünyada her şey daha belirsizdi.
İkinci Açı: Geniş Açıların Farkı
İçimde bir şeyler biraz daha genişledi. O anda hayatımda başka bir açı daha devreye girdi. Belki de yaşamın tekdüzeliğinden çıkarak, genelde aceleyle geçiştirdiğim o geniş açıyı daha önce hiç bu kadar hissetmemiştim. O gün birdenbire fark ettim: geniş açı, daha fazla olasılık demekti. Her şeyin daha yavaş, daha sakin bir biçimde gelişebileceğini düşündüm. Bu açı bana bir umut verdi. Belki de tüm bu sorunlarım, bu üçgenin geniş açısındaki ufukta çözülebilirdi. Bazen keskin açıların baskısından kurtulmak için biraz geniş açılara bakmak gerekir.
Geniş açılı üçgenlerin içindeki boşluk, sanki bana derin bir nefes aldırıyordu. O an, bambaşka bir bakış açısı kazandım. Bazen netlikten kaçmak, her şeyin düzenli olmasına odaklanmamak belki de daha özgürleştirici oluyordur. O an, işte bu geniş açı bana o huzuru sundu.
Üçüncü Açı: Sivri Üçgenin Hayal Kırıklığı
Ama sonra, her üçgenin bir de sivri açısı vardır, değil mi? Bu açı, bazen insanı yere çarpar. Hepimizin içinde, büyüdükçe yaşadığımız hayal kırıklıklarının sivri köşeleri vardır. O an, o geniş açılı düşüncelerin ardından, gerçeklik bir anda sivri bir üçgen gibi geldi. Hayatımda sevinçler ve hüzünler arasında bir denge kurmaya çalışırken, bu sivri açı sanki biraz daha acıttı. Beklentilerim o kadar yüksekti ki, bir anda kırılmaya başladım.
Sivri üçgenin o köşesinde sıkışıp kaldım, kendimi tıpkı bir kenar gibi hissettim. Hayat bazen o kadar sert ve acımasız olabilir ki, her şeyin üzerine gelir ve sen en ince noktanı hissedersin. O an, o anın içinde kaybolmuşken, her şeyin yalnızca bir üçgen olduğunu fark ettim. Tüm açıları, tüm kırıklıkları, tüm dönüşleri yaşamak zorundasın.
Sonuçta: Açılar Arasındaki Denge
O günden sonra düşündüm; aslında hayat her zaman düzgün ve kusursuz olmak zorunda değil. Bir üçgenin şekli, onun içindeki açıların bütünlüğünü oluşturuyor. Eğer bu açıların birbirini dengelemesine izin verirsen, her üçgenin kendi içinde bir anlamı var. Ne kadar dik, geniş ya da sivri olursa olsun, her biri bize bir şeyler öğretiyor. Ve belki de hayatımızdaki her açıyı kabul etmek, gerçek anlamda büyümek demektir.
Şu an, o gün yaşadığım üçgenin ne kadar derin bir öğretici olduğunu fark ediyorum. Dik açı, geniş açı, sivri açı… Her biri birbirini tamamlıyordu. Bazen hayal kırıklıkları, bazen umut, bazen de sert dönüşler… Ama hepsi bir araya gelince, hayatın geometrisini oluşturuyor. Açılara göre üçgenler, sonunda her şeyin bir araya gelmesi için gereken dengeyi sağlıyor.